Uzmanından “Depresyon tedavi edilmediğinde ömür boyu yineleme riski taşıyor” uyarısı

Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Funda Duymaz Diler, depresyonun, uygun ve yeterli tedavi uygulanmadığında yineleme riskinin çok yüksek olduğunu bildirdi.

Türkiye İş Bankası grup şirketlerinden Bayındır Sağlık Grubu’ndan yapılan açıklamaya göre, Dünya Sağlık Örgütü’nün verileri dikkate alındığında dünya çapında 300 milyondan fazla bireyi etkileyen ve yeti kaybına neden olan ilk üç hastalıktan biri olan depresyon, ciddi bir halk sağlığı problemi.

Depresyon tedavi edilmediğinde ömür boyu yineleme riski taşıyor. Ciddi bir halk sağlığı problemi olan depresyon, dünya nüfusunun yüzde 3.8’ini etkiliyor.

Fiziksel sağlık üzerinde de önemli etkiler yaratan depresyon, çökkün ve bunaltılı duygudurum, eskiden zevk alınan şeylerden zevk alamama, enerji azlığı, çabuk yorulma, dikkati yoğunlaştırma yetisinde azalma, yetersizlik, değersizlik, suçluluk düşünceleri, uykuda azalma ya da artma, iştah ve kiloda değişiklik, ölüm ve intihar düşünceleri ve psikomotor yavaşlama ya da ajitasyon gibi belirtiler ile kendini gösteriyor.

Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Psikiyatri Uzmanı Dr. Funda Duymaz Diler, Aile ve sosyal çevre ile ilişkiler, okul ve iş performansı gibi hayatın tüm yönleri üzerinde derin bir etkiye sahip olan depresyonun, uygun ve yeterli tedavi uygulanmadığında yineleme riskinin çok yüksek olduğunu belirterek,​​​​​​​ depresyon türleri ve tedavi yöntemleri hakkında detaylı bilgi aktardı.

Diler, depresyon tanısının konulabilmesi için belirtilerin günlük sosyal ve mesleki işlevleri etkileyecek ya da belirgin sıkıntı verecek şiddette olduğunu ve en az iki hafta sürdüğüne vurgu yaparak,”Ayrıca tanıya yardımcı olabilmesi adına bazı depresyon ölçme ve değerlendirme araçlarından da faydalanıyoruz. Bu araçlardan en sık Beck Depresyon Envanteri, Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği ve MADRS’a başvuruyoruz.” ifadesini kullandı.

“Depresyon türleri 5’e ayrılıyor”

Depresyonun belirtileri açısından farklı türleri olduğunu kaydeden Diler, depresyon çeşitlerine ilişkin şu bilgileri verdi:

“Melankolik Özellikli Depresyon: Endojen depresyon dediğimiz türde çevresel koşullarla belirtilerin düzelmemesi, sabah erken uyanma ve kötü hissetme gibi şikayetler bulunuyor. Atipik Özellikli Depresyon: Çevresel koşullarla belirtilerin hafiflemesi ile iştah ve kilo artışı, fazla uyuma, ağır halsizlik ve insan ilişkilerinde aşırı duyarlılık hali bulunuyor.

Mevsimsel Özellikli Depresyon: Şikayetler her sonbahar ve kış aylarında yineliyor, ilkbahar ve yaz aylarında iyileşiyor. Bunaltılı Tipli Depresyon: Hiçbir şekilde dinginlik sağlayamama, kaygılarından dolayı odaklanmakta güçlük çekme, öz denetimi yitirecekmiş gibi olma şikayetleri bulunuyor. İntihar riski daha yüksek ve gidiş özellikleri daha olumsuz oluyor. Peripartum Depresyon: Gebelik sırasında ya da doğum sonrası ilk ay içerisinde şikayetlerin ortaya çıkması ile tanı alıyor.”

Diler, kadınların major depresyona yakalanma ihtimalinin daha yüksek olduğuna dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

“12 ay boyunca görülme yüzde 6,6, yaşam boyu yaygınlık oranı ise yüzde 16,2 olarak biliniyor. Yaşam boyu hastalanma riski erkekler için yüzde 8-12 iken, kadınlar için ise yüzde 20- 26 olarak ölçümleniyor. Tek bir depresif dönem geçiren hastaların yüzde 50-60’ı ikinci kez, iki depresif dönem geçirenlerin yüzde 70’i üçüncü kez, üç depresif dönem geçirenlerin ise yüzde 90’ı dördüncü kez depresif dönem yaşıyor. Bu nedenle koruyucu tedavi büyük önem taşıyor.”

Depresyonun tedavisinde tanının önemli olduğunu, tedavi seçeneklerinin de bu tanıya uygun olacak şekilde planlanması gerektiğini altını çizen Diler, “Depresyonun tedavisinde psikoterapi, ilaç tedavileri, nörouyarımsal tedaviler (Elektrokonvülsif Terapi, Yineleyici Transkraniyal Manyetik Uyarım, Derin Beyin Uyarımı) ve ışık tedavisi bulunuyor. Psikanalitik yönelimli psikoterapi, kişiler arası terapi ve bilişsel davranışçı terapi, etkili psikoterapi yöntemleri olarak biliniyor.” ifadelerini kullandı.

Diler, bipolar bozukluk hastalıklarının dikkate alınması gerektiğine dikkati çekerek, “Duygudurum bozuklukları unipolar ve bipolar olarak ikiye ayrılıyor. Unipolar depresyonda kaygı ve bedensel belirtiler ile ağrıya duyarlılığın daha sık olduğu görülürken; bipolar depresyonda psikotik belirtiler, psikomotor yavaşlama, iştah ile uyku artışı ve karma belirtilerin daha sık görülüyor.” yorumunu yaptı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir